27 Mart 2014 Perşembe

MİLLİ İÇKİ OLMAK...Ya Da Olmamak...

Milli içkimiz konusunda polemik yaratılmıştı da her kafadan bir ses çıkmıştı ya; bugün o her kafadan çıkan sesleri durup bir analiz edeyim dedim. Zira, ben de bir önceki yazımda çayı anlatırken "Çay, milli içeceğimizdir" diye ahkâm kesmiştim. Bu milli olma halini biz seviyoruz demek ki. Bu noktada benim anlamadığım şey milli içki polemiğinde ayranın yer alması. Böyle bir karara nerden varmışlar anlamak mümkün değil.



Evvela içki kelimesi üzerinde bir duralım. Başka diyarlarda, başka dillerde içki kelimesi neyi anlatır veya nerede kullanılır bilemem ama bizim buralarda içki, alkol demektir. İçinde alkol olmayan meyve suları, şerbet, sahlep, kahve, boza, ayran...gibi içeceklere içki demeyiz. İçki kelimesi başka dillerde tüm içecekler için kullanılıyor olabilir. Alkollü-alkolsüz diye ayrım yapmadan tüm sıvılara hatta suya bile içki diyor olabilirler. Bu durum bizi hiç bağlamaz. Bizim memlekette ben kendimi bildim-bileli içki denilince akla, rakı ve şarap gelir. İçki sofrası denilince de bir adı da çilingir sofrası olan rakı sofrası. Bütün bunları bilmek için de illâ içki içmek gerekmez.

Ha...siz içmeyebilirsiniz. Her insanın bünyesi kaldırmaz. Bilhassa rakı alkol oranı yüksek, ağır bir içkidir. Veya, dinimizce haram kılındığı için içmezsiniz. Bizim baba ocağında da ne içki içildi ne de içki sofrası kuruldu. Ama, kişilerin tercihleri, koskoca bir milleti bağlamaz. Bu memlekette, en zengininden en fakirine kadar düğünlerde rakı içilir. Kimi düğünde masada aleni olan rakı kimi düğünde masa altında örtülü şişelerden servis edilir. Bu yüzden, çoğu genç ilk rakılarını belli olmasın diye içine su katmadan sek içmek zorunda kalmıştır. Bilhassa köy düğünlerinde gençler rakı içmeye heveslidir ve önceden damat beyle bunun pazarlığını yapmışlardır.


Esasen, Türklerin Orta Asya'da yaşadıkları çağda milli içkileri Kımız'dı. Türkler, Anadolu topraklarına gelince Kımız'ın yerini şarap aldı. Çünkü, Anadolu topraklarında çok büyük alanlarda şaraplık üzüm yetiştiriliyordu ve şarapçılık yaygındı. Şarap, içeride tüketildiği gibi dış ülkelere de ihraç ediliyordu. Türkler şarapla tanıştıktan sonra edebiyat ve bilhassa aşk şiirlerinde sembol olarak şarap kelimesini çok kullanmışlardır. Osmanlı döneminde toplumdaki bazı isyankar gurupları zapt-ü rabt altına almak için zaman zaman getirilen içki yasaklarında zahiri sebep olarak dinin haram ettiği şarap yasaklanmıştır.

Ne var ki; daha da sonraları, zaman içerisinde bu alışkanlık da değişmiş. Bir ihtimal İran'a ait olduğu düşünülen, damıtıldığı için imbikten damla damla düşerken terlemeye benzemesinden dolayı Arak denilen içki bizim dilimizde değişe, değişe bugünkü rakı olmuş ve memleketimizde yaygın olarak tüketilmeye başlanmış.

Demek ki; milli içkimiz zaman içerisinde çok kereler değişmiş. İleriki zamanlarda da değişmeyeceği ne malum! O halde milli içkimiz konusunda iddialı olmaya hiç gerek yok. Bu arada, merak içindeyim ve bir yandan da endişeliyim. Mimar, gazeteci ve yazar Aydın Boysan'ı medyada göremiyorum. Günümüzün meşhur rakıcılarından, rakının kitabını yazmış, sohbetine doyulmayan değerli insan, kibar ve neşeli, beyefendi kişiliği ile gönüllerde taht kurmuş Aydın Boysan bu polemiğin içinde olmadı.

Vardır bi' bildiği...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...