30 Mart 2014 Pazar

AYRAN...Gönüllü Yarim...

Ayran! ayran garip ayran! İçki desen içki değil, memleketimiz yoğurdundan yapılıyor olsa da milli değil. Milli olması için vatan sathında, her zaman ve her vesile ile tüketilmesi gerekir ki; benim bildiğim ayran köy kökenli bir içecektir ve hiçbir sosyal etkinlikte akla gelmez. Ayran ile herhangi bir kutlama yapıldığını duymadığım gibi ayran sürahisi kutlama sofralarına yaklaşamaz bile. Bu ayran muhabbeti de nereden çıktı derseniz, milli içki polemiği yaşadığımız günlerde ayranı milli içki ilan edenler olmuştu da ben de kendi fikrimi naçizane paylaşmak istedim. 




Ha...sakın'ola yanlış anlaşılmasın! Kat'a ve asla, maksadım ayranı aşağılamak değildir ve olamaz da. Sadece konuyu analiz ederek, mevcut şartları gözden geçirerek gerçekleri ortaya koymaktır maksadım. Zaman içerisinde marketlere kadar girdi ama eskiden ayran başlıbaşına bir ürün bile değildi. Ayran, içine su katılarak sıvılaştırılmış yoğurttu. Yoğurt çırpılır, tuz eklenir ve istenen kıvama göre su ilave edilerek ayran yapılırdı. Ayran, bahsettiğim yıllarda bardakla -kafaya dikilerek- değil bir kase içinden pilavın yanında komposto gibi kaşıkla içilirdi.



Ayranı illa ki bir kategoriye sokmak icap ederse, köy menşeli yararlı bir içecek diyebiliriz. Herkesler de bilir ki; köylerde her ailenin en az bir koyunu veya ineği vardır. Köylü kadınlar günde iki defa, sabah ve akşam sağdıkları süt ile ailelerinin yoğurt, tereyağ ve peynir ihtiyacını karşılarlar. Ayran ise bilhassa yaz günlerinin sıcağında hem ferahlatıcı hem de vücuda dinçlik veren özelliği ile evde her daim bulunan yoğurda su katarak hazırladıkları yapımı son derece kolay, pratik bir içecektir. 





Ayran, başta da dediğim gibi değerli bir besindir. Sadece hararet giderici değil, günlük beslenmede de çok önemli bir yer tutar. Bilhassa, köy ekmeğini kalaylı kasedeki ayrana doğrayan evin dedesi ve ninesi için sağlıklı bir yemektir. 

Ayranı anlatırken Taksimdeki Kristal Büfe'yi anmadan geçmek hiç olmaz. Tarihi tam hatırlayamasam da 60'lı yılların sonu, 70'li yılların başında Kristal Büfe'nin Hamburgeri ve köpüklü ayranı çok meşhurdu. Mekanın şöhreti kulaktan kulağa tüm İstanbul'da yayılmış, duymayan kalmamıştı. Kristal Büfe, duvarları çepeçevre aynalı ve boydan boya raf olan, adı üstünde ayaküstü karın doyurulacak çok ufak bir dükkandı. 





Kristal Büfe'nin menüsünde pek çok çeşit vardı ama esas şöhretini Köpüklü Ayran ve Hamburger ile yapmıştı. Dışarıda olduğumuz bir gece, geceyarısı eve dönerken hamburgerlerimizi köpüklü ayranlarımız eşliğinde bir güzel yemiştik. O yıllarda yeni yeni tanınmaya başlamış olan Ahmet Özhan'da Taksim Belediye Gazinosundaki programından çıkmış, yanında saz arkadaşları ile bizim gibi hamburger yemeğe gelmişlerdi. Zaten yakışıklı olan Ahmet Özhan, sahne kıyafetleri içinde göz kamaştırıyordu. 

Ayran, milli içki olamaz ama benim için gençliğim, Taksim Kristal Büfe, gece ışıkları ve Ahmet Özhan demektir. 

Bu da az şey mi?





  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...