21 Ekim 2015 Çarşamba

YAHUDİ ÖYKÜLERİ...İliya'nın Hatırasına...

Memleketimin diğer illerinde nasıldır bilemem ama İstanbul'da, eski tabirle ekalliyet, türkçe adıyla azınlık, şimdiki cahillerin tanımlamasıyla yabancılardan konu açıldığında çoğumuzun anlatacak bir anısı vardır. Kiminin ermeni ustası olmuştur vaktiyle, öve öve bitiremez, kiminin rum komşusu olmuştur gözleri parlar hatırlayınca, kimi ise mahallesindeki yahudi tuhafiyecinin müşteriye olan saygısını hâlâ unutmamıştır. Eskiden yani mübadeleden önce azınlıkların ayrı mahalleleri (gettoları) vardı. Dolayısıyla komşuluk ilişkileri belki zayıftı ama dükkan sahibi yahudiler, zanaatkar ermeniler ve rum meyhanecilerle esnaf-müşteri ilişkileri sağlamdı.


Mübadele ve sonrasındaki göçlerle sayıları iyice azalan azınlıkların mahalleleri kayboldu. Ancak, ata-dede mezarlarının bulunduğu bu toprakları aziz vatanı bellemiş ve terketmeyi asla düşünmeyen yaşlılar ve bazı aileler belli semtlerde daha yoğun olmakla beraber tüm İstanbul'a dağılmış vaziyette yaşamlarını sürdürüyorlar.

16 Ekim 2015 Cuma

BABİL'İN KERVAN TACİRİ...Paranın Değerini Bilmek

Gazetemin ekonomi sayfasındaki habere göre son yıllarda tasarruf yapmıyormuşuz. Zannedersem bu durumu banka mevduatlarından veya piyasadaki para miktarından anlıyorlar. Tasarruf başlıklı önceki yazımda tasarruf konusunu genel manada ele almıştım. Bu defa ise paranın tasarrufunu anlatmak istedim. Paranın tasarrufunu basit bir anlatımla tanımlamak gerekirse; Hayatımızı idame ettirebilmek için paraya ihtiyacımız vardır. İhtiyacımızdan fazla olan paramızı harcamayarak biriktirirsek tasarruf yapmış oluruz. 


Paranın tasarrufu çoğu zaman yanlış anlaşılır. Parasını tasarruflu kullanan insanlar cimri olmakla suçlanır. Oysa cimrilik başka bir şeydir. Cimrilik, gerektiği yerde harcama yapmamak, ihtiyacından kısmak demektir ki bu hal insanın aile ve sosyal ilişkilerinde sorunlar yaşamasına sebep olur. Cimri insan sevilmez. Ancak, savurgan insan da sevilmez. Her insan, toplumdaki konumuna uygun ve kazancıyla doğru orantılı bir hayat sürmelidir. Bilhassa aile kurmuş insanlar, ne cimri ne de savurgan olmalıdır. En doğrusu, hem ihtiyaçlarını karşılayıp, hem de gelecek için tasarruf yapmaktır.

10 Ekim 2015 Cumartesi

YA SABIR! Sabret Gönül Bir Gün Olur Bu Hasret Biter...

Ya Sabır! çektiğimiz ne çok olay olur hayatımızda. Evde, sokakta aksilikler bitmez ki. Başkalarına da akıl verir, sabır tavsiye ederiz. Mesela, hayatlarından şikayet edenler, sevdiğinin yolunu gözleyenler, hastanede yatan hastalar ve kötü alışkanlıklarından kurtulmak isteyenler sabretmek zorundadır. Sabır, insanın her türlü zorluğa tahammül etmesi ve musibetler karşısında isyan etmeden metanetle durmasıdır. Ayrıca, güçlüklere göğüs germe ve karşı koyma direncini sağlam tutmasıdır.


Sabır, olumlu bir davranıştır. Sabır, insanı acele karar vermekten korur. Sabreden kişi olayları salim kafayla düşüneceği için harekete geçtiğinde iyi neticeler alır. Sabır, insan hayatının olmazsa olmazıdır. Aile içinde, sosyal hayatta her an her durumda sabretmemiz, sabırlı olmamız gerekir. Sabırlı insan geçinmesi kolay, uyumlu insandır. Çünkü, sabırlı insan fevri davranmaz. Öfkeyle hareket etmez. Dolayısıyla, sabırlı insan sevilir.

4 Ekim 2015 Pazar

TASARRUF...Yılan bile toprağı tarta tarta yer

Şahsen tasarrufa inanırım ve har vurup harman savuran insanlara akıl erdiremem. Bir insanın kazancının tümünü veya daha fazlasını harcamasını aklım almaz. Tasarruf ederek yaşamını sürdüren insanlar var ama sadece fakirlerin tasarrufa ihtiyacı olduğunu düşünenler çoğunlukta. Gerçekten, düz mantıkla bakıldığında parası az olanın tasarruf yapması daha doğru gibi görünür. Hatta, "Parası bol olan neden tasarruf yapsın" diye de sorabiliriz. 



Bu soruya cevap verebilmek için evvela tasarrufun tanımını yapmak lazım. Tasarruf, biz insanların diğer canlılarla beraber kullandığımız hayati önemi haiz, vazgeçemeyeceğimiz maddelerin tüketiminde dikkatli davranmak, gereği kadar kullanmaktır. Kısaca, idareli tüketmeye tasarruf denir. Bu tanımı biz yani insanlar yapmış ama ilginçtir ki; insanoğlu bu tanımı adeta reddediyor. Bizim dışımızdaki canlılar ise buna tam manasıyla riayet ediyorlar. Örnek vermek gerekirse, çocukluğumda duyduğum zaman inanmakta zorlandığım "Yılan bile toprağı tarta tarta yer" atasözü bu tanımı anlamamıza yardım eder. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...