31 Aralık 2014 Çarşamba

MUTLU YILLAR!


Acısıyla, tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. Yılın son günleri herkes için heyecan vericidir. Bakmayın siz "Yeni yıl da neymiş" diyenlere. Onlar, olaylara dar çevre ve dar çerçeveden bakan insanlar. Çünkü, insanlık tarihinde takvim kullanılmadığı zamanlarda bile yeni yıl kutlamaları yapılmıştır. 




İnsanlar değişen mevsimleri takip ederek tabiatın uyandığı bahar aylarını şenliklerle kutlamışlar. Yeni mevsimin toplumlarına bereket getirmesi için adaklar yapıp, zengin sofralarda yiyeceklerini birbirleriyle paylaşmışlar.

24 Aralık 2014 Çarşamba

YAĞMUR "KIYAMET ÇİÇEĞİ" Çernobil...Trabzonspor...Kazım Koyuncu...

Her yıl kış mevsiminin başında en az haftada bir kere sinemaya gitmeye ahdederim. Ancak, benim planlarım çoğu zaman suya düşer. Sorumluluklar ve görevler nedeniyle gidemediğim olduğu gibi bazen de nedensiz, üzerime bir tembellik çöker ve sinemaya gitmeye üşenirim. Bu hafta şeytanın bacağını kırdım ve kahvaltıdan sonra ani bir kararla hızlıca evi toparlayıp, giyinip adeta kendimi dışarıya attım. Oh be! dünya varmış. Çok erken değil ama yine de hâlâ sabah sayılırdı. Taze ve soğuk hava beni kendime getirdi. Keşke, bu saatlerde hep dışarıya çıkabilsem.




Biz pek farkında olmayız ama sinemalardaki filmler, adeta varolma savaşı verirler. Gişe yapamayan filmlerin vizyonda kalma şansları yoktur. Anlayacağınız, bu acımasız bir yarıştır ve kimsenin gözünün yaşına bakılmaz. Yeni filmler her hafta, ekseriya cuma günleri vizyona giriyorlar. Ben de seçtiğim birini izlemek üzere, ya hemen ya da bir kaç gün içerisinde sinemanın yolunu tutarım. Bazen de aile içinde veya arkadaş ortamında o günlerde sözü edilen bir film varsa kararlaştırılır ve topluca sinemaya gidilir. Yalnız başına gidildiğinde filmin içine girmek, kendini filme vermek daha kolay olsa da grup olarak gitmenin de ayrı bir lezzeti vardır.

13 Aralık 2014 Cumartesi

AŞK YOKTU...Anneler ve Kızları...

Pazar günü tüm ev halkı ile birlikte keyifli bir sabah kahvaltısının ardından uzun uzadıya yaptığım gazete mütaalasından sonra üzerimdeki miskinliği atabilmek için şöyle bol köpüklü, okkalı bir kahvenin hayalini kuruyordum ki; kahvenin o mis gibi kokusu bulunduğum odaya kadar geldi.
Annem, elindeki tepside iki fincan kahve ile odamın kapısında belirmişti bile.
-Ne zamandır fırsat olmadı, akşamları da yorgun geliyorsun. Ana-kız başbaşa bir kahve içelim, dedi.
Ben bu ana-kız kahve içmenin ne manaya geldiğini biliyorum da hangi konuda sigaya çekileceğimi bir anda kestiremedim.




Kahvesinden ilk yudumunu alan annem, fincanı sehpanın üzerine bırakırken,
-Hiç anlatmıyorsun, dedi.
-Neyi anne, dedim. Hakikaten anlamamıştım.
-Neyi olacak, şu ayrıldık dediğin erkek arkadaşını. Hani evlilik düşündüğünüzü söylemiştin de ben de hayal kurmaya başlamıştım.
-...
-Beni yine hayalkırıklığına uğrattın be kızım. Bari ayrılık sebebini söyle, bilmek hakkım değil mi?

Annemi dinlerken bir yandan hafızamı yokladım ve olsa olsa üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen annemin bahsettiği o ayrılık gecesinin de ayrıldığım adamın da aklımdan çıkmış olduğunu farkettim. Anneme ne söyleyeceğimi bilemedim. O geceyi olduğu gibi anlatmaya karar verdim.

6 Aralık 2014 Cumartesi

ESKİ SEVGİLİ...Anneler ve Kızları...

Öğle tatilinde yemekten sonra çıktığım alışverişlerde zaman nasıl geçer hiç anlamamışımdır. O gün de mesai saatinden önce masamda olabilmek için merdivenleri hızla, nefes nefese çıkıp kendimi koltuğa bırakırken karşımda beliriverdi. Gözleriyle gülen o aşina yüzü görünce içimde bir sevinç duydum. Yüreğim heyecanla hopladı ama aynı anda da bir hafta önceki ayrılık gecesini hatırladım. Tuhaf bir durum vardı ortada ama etrafa karşı doğal görünmek için heyecanımı bastırarak,
-Hoş geldin, dedim.
Sakin olmaya çalışarak, elimle misafir koltuğunu gösterdim.




Gelişine hiçbir mana verememiştim. Kendime mal etmek yanlış olur diye düşündüm. Bir hafta önce geçici bir süre için ayrı kalmamız gerektiğini söylemiş, benden anlayış göstermemi istemişti. Madem ki bir müddet ayrı kalmamızda yarar vardı ve bu konuda mutabakata varmıştık bir haftada ne değişmişti. Benim için, daha doğrusu bizim için gelmiş olamayacağına karar verdim.

5 Aralık 2014 Cuma

UYKU BAZEN KAÇIŞTIR...Anneler ve Kızları...

Nihayet yatağımdayım. Başım ağrıyor. Aklım karışık. Ne düşüneceğimi hiç bilmiyorum. Belki de düşünecek bir şey yoktur. Üzgün değilim. Hafif bir kalp kırıklığı olabilir ama bir rahatlama da hissediyorum. Belki de bir kaç haftadır üzerimdeki baskının beklemediğim bir şekilde bitmesindendir. Madem düşünecek bir şey yok, kafamın içi neden arı kovanı gibi uğulduyor. Yorganı başıma kadar çekiyorum. Yatağın içinde kaybolmak istiyorum. Biraz uyusam. Uyku bana iyi gelecek. 






-Önemli, buluşalım, dedi. Randevuyu öğrenen anneciğim kafasında neler kurdu, neler düşündü ise akşam beni kapıdan yolcu ederken pek heyecanlıydı. Üstümü-başımı inceledikten sonra- "Güle güle git. Hayırlı haberlerini bekliyorum" dedi.

4 Aralık 2014 Perşembe

AYRILIK...Anneler ve Kızları...

Pencerenin önündeydi. Gecenin karanlığına gözleri alışınca, yolun karşısında park etmiş arabayı gördü. Şansına bu gece ay vardı. Gecenin karanlığını az da olsa dağıtan ay ışığında arabanın ön koltuklarında iki kişinin oturduğu farkediliyordu. Bunlar, bir çiftti. Sakin görünüyorlardı, kavga ediyormuş gibi bir halleri yoktu. Erkek bir şeyler anlatıyordu. Genç kadın durgundu, söylenenleri çaresizce kabullenmiş gibi biraz önce dik duran başını hafifçe eğip yavaşça adamın omuzuna bıraktı. Bu teslimiyet belli ki adamın hoşuna gitti. Parmaklarını kadının saçları arasında dolaştırırken, yandan görünen yüzünde coşkudan uzak, yumuşak bir ifade vardı. 






Arabada oturan çifte olanca dikkatini vermiş olan penceredeki kadın birden suçüstü yakalanmış gibi irkildi. Arabadaki genç kadın erkeğin yanağına ufak bir öpücük kondurduktan sonra onu saran kollarının arasından sıyrılmış arabadan iniyordu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...