27 Şubat 2014 Perşembe

ELMALI KEK...Taze Elma...Kuru Kayısı...

Eskisi gibi, evinin işlerini bitirdikten sonra elişini alıp, komşusuna ya da yakındaki bir akrabasına çat-kapı giden hanımlar kaldı mı? bilmiyorum. Bugün, kadınların çalışma hayatına girmeleri ile birlikte o eski yaşantılar tarihe karıştı. Ancak, düğün, doğum kutlamaları, taziyeler veya hasta ziyaretleri yapılabiliyor. Eski kabul günlerini bu gün de devam ettirmek isteyen hanımlar ise işin kolayına kaçıp, dışarıdaki açık veya kapalı mekanlarda toplanıyorlar. Bizim de dışarıda bir araya geldiğimiz arkadaşlarımız var ama akrabalarımızla halen evlerimizde toplanarak, eski adetleri devam ettirmeye çalışıyoruz.



Her neyse, geçen akşam gelen bir telefon ile bir kaç akrabamızın bizi ziyarete gelmek istediklerini öğrendik ve çok sevindik. Her zaman olduğu gibi çocukluk günlerimize dönüp, bu dünyadan göçüp, giden aile büyüklerimizi anarken, hatıralar tekrar anlatılacak. Hepimizin malumu anılarımızın hiç sıkılmadan her defasında tekrar tekrar anlatılması ve anılardaki büyüklerimizin yadedilmesi belki de bizi bir araya getiriyor.

Misafirler için evi derleyip, toplamak zamanımı aldığı için alışverişe çıkamadım ve mevcut malzemeler ile menümü oluşturdum. İkram soframızda, Allah ne verdi ise pişirip, kotardıklarımı tavşan kanı çayımızın eşliğinde ağız tadı ile yerken, bir yandan da tadına doyulmaz muhabbet bağına girdik ki; oradan çıkabilene aşkolsun. Ne güzel günlermiş o günler! çocukluk halleri, başımızda kavak yellerinin estiği gençlik yılları, bayram ziyaretleri, davet sofraları. Aile büyüklerinin hayatta olduğu, bizim onların çocukları, yeğenleri veya torunları olarak haylazlık yapıp, koşup oynamaktan başka bir derdimizin olmadığı yıllar.



Zaman zaman çok geveze olabiliyorum. Bazen, ağzımı bıçak açmaz, bazen de susturabilene aşkolsun. Bahsettiğim çay sofrası için pişirdiğim keki anlatmak üzere, unutmadan bilgisayarımın başına oturdum ama hala kekten bahis yok. Varsa yoksa lak lak!!!




Efendim, başta da dediğim gibi alışverişe çıkamayacağım için dondurucuda hazır pişmeyi bekleyen böreğimiz, evdeki malzemeler ile yaptığım çeşitli salatalara ilave olarak bir de kek yapmak istedim. Daha önce bu sayfalarda da paylaştığım elmalı keki pişirmeye karar vermiştim ki; elmaları bir gece önce soyup, afiyetle yediğimizi hatırladım. Neyse ki; bizim iştahımızdan kurtulmayı başarmış bir tek elma ile kek pişirme işine kalkıştım.

Fotoğraflarını gördüğünüz kek, bir tek elma ve on adet günkurusu kayısı ile zenginleştirilmiş ve misafirlerden tam not almış lezzetli bir kek olarak kek literatürüne girmeye hak kazanmıştır.

Deneyenlere şimdiden afiyet olsun!


TAZE ELMA-KURU KAYISI KEKİ

Malzemeler.
3 yumurta
125 gr. margarin (oda sıcaklığında)
125 gr. (su bardağından bir parmak eksik) toz şeker
1 buçuk su bardağı un
2 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 limon kabuğu rendesi
1 çorba kaşığı limon suyu
1 elma
10 adet günkurusu kayısı

Üzeri için.
Makul ölçülerde iri çekilmiş ceviz içi, toz şeker ve tarçın harmanlanır. Kek sıcakken üzerine eşit şekilde serpilir.

Yapılışı.
Oda sıcaklığındaki margarin ile toz şeker mikser ile çırpılır.
Yumurtalar da ilave edilerek çırpmaya devam edilir.
Limon kabuğu rendesi, un ve kabartma tozu ile bir çorba kaşığı kadar limon suyu el çırpıcısı ile iyice karıştırılır.
En son içine kuru üzüm büyüklüğünde doğranmış kayısılar da konur ve yağlanıp, toz şeker serpilmiş tepsiye dökülür.
Elimizde bulunan bir adet elmamızı soyup, temizledikten sonra istediğimiz şekilde dilimleriz. Önemli olan kek hamurunun üzerini kapatabilsin.
Fırında 180 derecede üzeri kızarana kadar pişirilir.

Üzeri için hazırladığınız karışımı kek sıcakken dökebileceğiniz gibi soğuduktan sonra (benim yaptığım gibi) evinizde bulunan herhangi bir marmelatı bir kaç damla su ile incelterek kekin üzerine sürüp, onun üzerine de cevizli karışımı serpebilirsiniz.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...