24 Ekim 2013 Perşembe

DÜN SABAH YOLDA GİDERKEN...Çok Komik Bir Şey Oldu!

Her zamanki yürüyüş güzergâhımda bir tempo tutturmuş gidiyorum. Kaldırım geniş, ben kaldırımın sağından yani caddeyle birleşen tarafından yürüyorum. Kaldırımın sol tarafına apartman ve dükkanların kapıları açılıyor. Bilhassa dükkan önlerinde belli bir yaya trafiği oluyor. Hele ki; bu dükkan, ürünlerini kapı önüne taşırmış bir market, bir baharatçı veya kaldırıma masa çıkarmış bir büfe ise. 



Yürüyüşün istenen etkiyi yapabilmesi için temponun değişmemesi lazım. Bir hızlı bir yavaş, yürüyüşün ciddiyetini bozduğu gibi moral etkisi de kalmıyor. Çünkü, başladığım tempoda yürüyemezsem yararı olmayacağına inanıyorum. Neyse, dediğim gibi dün sabah kaldırımda yürürken, karşımdan bana doğru gelen bir bisikletli belirdi. Bisikletli de öyle böyle değil, enine boyuna iri bir erkek ve bindiği bisikleti de kendine uygun, profesyonel olduğu belli büyükçe bir bisiklet. 

Yaya kaldırımında park etmiş arabalara alışmış ve kanıksamış bir toplumun ferdi olarak bisikletliye aldırış etmeden yürümeye devam ediyorum ama tempomu yavaşlatacağı endişesiyle bisikletliye hem ters ters bakıyorum hem de hafif tırsmışım yandan yandan yürümeye devam ediyorum. Bisikletli ise hiç oralı değil! Kaldırımda neredeyse üzerime çıkacak, en ufak bir yana kayma, sapma yapmadan dosdoğru, yüzünde mutlu, neşeli bir ifade ile gelmeye devam ediyor. Ne pişkin adam! 



Neyse, bisikletli kazasız belasız yanımdan geçti gitti ve ben de tam rahat bir nefes alacaktım ki bir de ne göreyim bir tane daha devasa bir adam binmiş bisikletine geliyor. Aslında adamlar, Harley-Davidson'lara yakışırlar ama nedense bisiklete heves etmişler. 

İkinci bisikletli de birincisi gibi gayet pişkin, karşıdan üstüme üstüme geliyor. Benim derdim de yürüyüşümün temposunu düşürmemek. Yine bisikletliye yer açarak, yandan yandan yürümeye devam ediyorum ama canım fena halde sıkıldı. Kaldırımın sol yanı zaten yoğun tempolu yürüyemiyorum, yolun sağına kaçmışım orada da bisikletliler. 

Bunlarda nereden çıktı, ben yıllardır bu güzergahta yürüyorum, şimdiye kadar bisikletliye hiç rastlamadım diye düşünürken bir ara gözüm yerdeki bazı çizgilere takıldı. Dikkatli bakınca bir de ne göreyim beğenirsiniz, benim yürüdüğüm yol yani kaldırımın cadde tarafı bisiklet yoluymuş meğer! 



O anda kendimi bir Temel fıkrasının içinde gibi hissettim. Hani, Temel Londra'da trafikte sağdan gidiyormuş da ters yönde giden Temel için polis anons yapıyormuş. Temel, üstüne üstüne gelen arabaları görünce -Ne bir tanesi, arabaların hepsi tersten gidiyor, diye bilgiç bilgiç söyleniyormuş. O hesap ben de meğer bisikletlilerin yollarını işgal etmiş yürüyormuşum da haberim yokmuş. Hem de adamlara ters ters bakaraktan. 

Yazıma uygun fotoğraf için her zaman ki gibi Google biradere başvurduğumda farkettim ki; bisiklet yolları aslında bir sorunmuş. Bisiklet kullanmak için yeterli yol yokmuş, olanlar da prosedüre uygun değilmiş. Anlaşılan benim yaşadığım olay bisikletliler için mutlaka can sıkıcı ama olağan bir durummuş.

Bu durumda ortaya çıkan bir acı gerçek de şu ki; benim yürüyüş güzergâhım, meğer bisikletlilerinmiş. Onların özel yolları varmış ama benim yürüyüş yolum yokmuş. 

Benim bundan da haberim yokmuş! 





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...