29 Eylül 2013 Pazar

TUNCEL KURTİZ...Ve Diğerleri...Ve Kaybolan Yıllar

Bir acayip memlekette yaşıyoruz vesselâm! Aslında çok defalar yeri geldi de bana düşmez diye yazmaktan imtina ettim. Anlatmaya çalıştığım, bir vakitler var iken birden ortadan kaybolup, yıllar sonra tekrar ortaya çıkan sanatçılarımız hakkında. Anlayacağınız, hepimizin malumu olan bir hadisenin dile getirilişi, diğer bir deyişle malumun ilanı.






Bu konuda beni düşünmeye sevkeden ilk olay, yıllar önce rahmetli Neşet Ertaş'ın şöhretinin doruklarında olduğu, konserlerinin haber olduğu son yıllarında Nil Karaibrahimgil'in, Neşet Ertaş'ı tanımıyorum demesiydi. Genç sanatçı büyük tepkiler almıştı ama aslında tanımaması onun suçu değildi. Diğer insanların cesaret edemediğini yapmış ve gayet açık yüreklilikle bunu ifade edebilmişti. Hatta, rahmetli de bu durumu yadırgamamış ve genç sanatçıya hak vermişti.

Çünkü, rahmetli Neşet Ertaş, henüz genç yaşlarında geçim derdiyle, çoluk-çocuğunun maişetini kazanmak için gurbet yollarına düşmüş. Sazıyla, sözüyle türkülerini, bozlaklarını seslendirdiği memleketi ona ailesini geçindirme imkanı veremediği için uzun yıllar yurt dışında yaşamış. Hal böyle iken, bir gün konserleri haber olan Neşet Ertaş adında bir saz üstadı çıktı ortaya. Soyadından dolayı yabancı gelmedi. İstanbul Radyosu sanatçılarından Muharrem Ertaş, bildiğim bir isim ama Neşet Ertaş, benim için tamamen yabancıydı. Dolayısıyla, Nil Karaibrahimgil'in tanımaması çok normaldi. 






Gelelim bu güne ve dün (27 Eylül, cuma günü) ölüm haberini aldığımız Tuncel Kurtiz'e. Tiyatro ve sinema sanatçısı Tuncel Kurtiz'i bilhassa Yeşilçam filmlerinden tanıyorum ve hayal-meyal de olsa Dormen tiyatrosundaki oyunlardan hatırlıyorum. Tuncel Kurtiz'in hafızamdaki fotoğrafı genç, cevval, oynadığı karakterin hakkını veren çok iyi bir oyuncu. O günlerin tabiriyle, "Sosyal içerikli" filmlerde toplumdaki ezilen insanları, doğunun çetin şartlarında yaşayan köylüleri canlandırırdı. Oyunculuğu mükemmeldi ve benim naçiz kanaatim, Yılmaz Güney filmlerinin başarısında Tuncel Kurtiz'in oyunculuk gücü, yaptığı işe olan inancı ve emeği çok büyüktür. 






Daha sonra bu günlere gelindiğinde, yerlere göklere kondurulamayan bir yaşlı adam çıkıyor ortaya ve adına da Tunçel Kurtiz diyorlar. Hayda! genç Tuncel Kurtiz'in fotoğrafı hafızamda capcanlı dururken o fotoğrafın yerine bu yaşlı adamın resmini oturtmak nasıl mümkün olacak. 

Ailesinin imkanlarına rağmen başka meslek düşünmeyerek kendini oyunculuğa adamış. İşine sevdalı, doğru-düzgün ve dürüst bir adam. Memleketinde barınamamış idealleri uğruna buraları terketmek mecburiyetinde kalmış. Hafızamdaki genç insanın yerine yaşlı Ramiz Dayı'yı koymam gerçekten hiç de kolay olmadı.

Demem o ki; bu insanları bizden, bizi bu insanlardan yıllarca mahrum bırakan memleketimiz için "acayip" nitelemesi çok hafif kaldı ama madem ki onlar, gençliklerini gurbet ellerinde, sıla özlemiyle yaşamalarını görmezden gelen milletine gönül koymayıp, dönüp geldiler ben ne diyebilirim!!! 

Benim diyeceğim; bu dünyadan gidenlere selam olsun, mekânları cennet olsun, değer bilmez milletimin başı sağ olsun!!!









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...